Bu ne devrân, bu ne seyrân, “soran kıtlığı” oldu, Soran korkak, cevap yavşak; ortada kaypak kaldı.
Şiir gitti, umut bitti, ağlayan göz nerede? Gönül gitti, aşk eridi, geride ihtiras kaldı. Eğit, büyüt, ideal ver; meğer fideler çürük, Fide gitti, kökü çöktü, ortada ham sırık kaldı. Fidesi Bilderberk’te, Çınar defter imzalar, Fide, Çınar yok oldu; elde fitnesi kaldı. Ter ağlıyordu Çınar, istemezken o hâli, Mason Fide’yi yedi; bizeyse, bir “âh” kaldı. “Lâ havle” çekiyoruz, Fide’yle Çınarı’na, Yıktılar ümitleri, geriye “hasret” kaldı. N’olurdu nefis biraz, geri dursaydı amân... Nefis davayı yedi; virâne miras kaldı. Dava gitti, çıkar geldi; herkeste bir küskünlük, Vahiy gitti, söylev geldi; geride bir “hiç” kaldı, Hep dedik, hâlâ deriz; düşmanımız cehâlet, Okumadık, söyledik; evlâda serâp kaldı. Sanki Ayet “Okuma!” emrediyordu bize, Unuttuk Kur’anı biz, “İkra” Hirâ’da kaldı... Bu dava ne Çınar’ın, ne Fide’nin biliniz! Bu dava hepimizin; umut duaya kaldı. Çınar bizim, Fide bizim; onlar da bunu desin, Tavizler yeter olsun; günlerimiz az kaldı. Açın Kur’an, Sîret’i, artık figân günüdür, Ecel gün gün geliyor; Mahşer’e çok az kaldı.
|