| Hâlnâme II |
|
|
|
Bize kar, Kerbela’ya ateş yağıyor. Bizde güller açarken, orda güller soluyor. Ebû Hanife garip, Hüseyin’ler ağlıyor, Geylânî top altında, bebekler doğranıyor. “Hüseyin” adın alan, Hüseyin’ler yakıyor, “Saddamlaşan” Hüseyin, Hüseyin yok ediyor. Moğol kasabı şimdi, Bush adını taşıyor, “Müslüman”(!) uşağıyla, müslüman kovalıyor. ABD çağdaş Sezar, dünyayı sömürüyor, Keserken insanları, yahudi mest oluyor. Afyon içmiş müslüman, uzaktan seyrediyor, Küffârın davasına, “bu benim davam” diyor. Davalar hep değişti, “Dolar” mihenk oluyor, Müslümanlar hep şaşkın, el’e kukla oluyor. Bağdad küffâr elinde, “coniler” yağmalıyor, Arab u Etrak u Kürt, birbirin boğazlıyor. Dicle mezbaha sanki, sular hep kan akıyor, Analar feryâd eder, içleri kan ağlıyor. “Dâru’s-Selâm”dı Bağdad, şimdi “New York” oluyor, Şafi’î makamında, şimdi papaz duruyor. Bu ne rezalet amân, şeref zillet oluyor, Müslim ayak altında, küffâr izzet buluyor. Bu gaflet hep sürer mi, yürek ateş doluyor, Müslüman hep uykuda, uyanmaktan korkuyor. Kur’an okunur oldu, cahil telaşlanıyor, Okundukça o Kur’an, zillet yere batıyor. O gün gelecek elbet, Kur’an bunu yazıyor, Zâlim yere batacak, bunu Allah söylüyor!
|

