| Hâlnâme I |
|
|
|
Göçtü Resûl âh, dostları hep kayboldu; Kur’an altınla süslendi, lakin manâ kayboldu.
Göğe yükseldi kubbeler, mermer sütunlar orman; Ezan aynı ezandır, cemaatı kayboldu.
Vahyi Cibril Kitâb’ta, ahkâm herkesçe malum; Mü’mini kalmadı vahyin, âmilleri kayboldu.
Cihâd namazın dostu, takvâ ona kaleydi; “Mücâhid” ne? bilinmez, muttakiler kayboldu.
“Mü’min mü’mine kardeş”, İslâm’ın şiârıydı; “Şiâr” nedir bilinmez, uhuvveti kayboldu.
“Mü’mine âmir ancak mü’mindir” diyor Kur’an; Küffâr bugün âmirdir, Ulu’l-Emir kayboldu.
“Zalimlere meyletmen, karşı çıkın!” der İlâh; Herkes kafa sallıyor, Ebû Zerr’ler kayboldu.
Böyle mi olacaktı, bu hikâyenin sonu; Mâtem ediyor kızlar, âr u nâmus kayboldu.
Erkek kalmadı heyhât, bir yerleri buruldu; Yiğitlik ayıp şimdi, ihânet moda oldu.
Ecdâd lânet ediyor, zürriyet haram oldu; Haram olunca evlât, küffâra “abîd” oldu.
Küffârın nârâsına, “tekbîr”ler köle oldu; “Kelime-i Tevhid”se, virânede kayboldu.
Hidâyet nuru gitti, dalâlet izzet buldu; Bir dalâlet ki amân! Asuman ağlar oldu.
(Viyana, 25 Mart 2003)
|

