Anasayfa > Seyahatnâme > Kanada (2004) > Hamilton Gezisi
Hamilton Gezisi Yazdır e-Posta

Hamilton, Amerika kıtasının Avrupalılar tarafından işgal edilmesinden sonra, kurulan ilk merkezlerden bir tanesidir. Daha önce, kıtanın diğer bölgelerinde olduğu gibi, burada da Kızılderililer yaşardı. İşgal sırasında milyonlarca Kızılderili’yi yakıp yok eden Avrupalılar, buraya geldikten sonra kendilerine “Amerikalı” adını takmışlar; ve Kızılderililerin her şeylerine el koymuşlardır. Daha sonra, bu toprakları işgal eden Avrupalılar arasında savaşlar olmuş, Güney ve Kuzey Amerika olmak üzere, kıta ikiye ayrılmıştır. Bunu Kuzey-Güney savaşları takip etmiş; ve neticede Niyagara Şelalesinin kuzey bölümünü teşkil eden Kanada Devleti ortaya çıkmıştır. Kanada denen, ve Ontario ile Quebec diye iki büyük eyalete ayrılan devletin, Ontario bölümüne İngilizler, Quebec bölgesine de Fransızlar hakimdir. Yüzölçümü itibariyle Kanada, şu anda dünyanın en büyük ülkesi konumundadır. Quebec bölgesinde yaşayan Fransızlar ile Ontario bölgesinde yaşayan İngilizler birbirlerini hiç sevmedikleri gibi, sürekli mücadele hâlindedirler. Aralarındaki bu kin ve nefret o dereceye varmıştır ki, bunu araba plâkalarında açık açık görüyorsunuz. Fransız bölgesi olan Quebec eyaletinde satın alınan her arabanın plâkasının üzerine, mecburi olarak “Je me souviens”(hatırlıyorum; yâni İngilizlerin bize yaptıklarını unutmuyorum), İngilizler de “Yours to discover”(Ey İngilizler keşfetmek size aittir; yâni bu ülkeyi bulanlar, dolayısıyla sahibi olanlar sizlersiniz!) yazıyorlar. İsterse arabaların sahipleri bir İtalyan, ya da bir Arap olsun. Fransızların bütün çırpınmalarına rağmen, Kanada’ya İngilizler hakim olup, mahkemelerde hâlâ İngiliz Kraliçesi Elisabeth adına sadakat yeminleri yapılmaktadır. “Kanadalıyım” diyen herkes, Kanada vatandaşlığına geçen Türkler dahil, bu sadakat yeminini yapmak zorundadırlar.

Küçük bir sanayi şehri olan Hamilton, Ontario eyaletinin başkenti olan Toronto’ya 60 km uzaklıkta olup, Kanada’nın diğer şehirleri gibi, o da bir göl kenarına kurulmuştur.

Kanada’nın her tarafında olduğu gibi, Müslümanlar burada da camilerini yapmışlar, bu camilerde hem ibâdet ediyorlar, hem de ders saatleri dışındaki vakitlerde çocuklarının dini eğitimlerini yapıyorlar. İşte, Cuma namazımızı kılmak için, Uğur ve Eren’le bu camilerden birine gittik. Namazdan önce yaptığım kısa bir konuşmadan sonra, namazı Doğu Türkistanlı bir kardeşimiz kıldırdı. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi, Çin’de de Müslümanlara baskı ve işkence uygulandığından, maalesef bu hocanın adını yazmıyorum. Ancak şunu kaydetmeliyim ki bu hoca, dini eğitimini Kaşgar’da yapmış olmasına rağmen, el-Ezher’de, ya da Medine’de eğitimini yapmış gibi Kur’an’ı doğru okuyor, mükemmel bir şekilde de Arapça okuyup yazıyor.

Namazı müteakip, Konyalı Ali’nin evine misafir olduktan sonra, Kızılderililerin asimile edilmiş son nesillerini ziyaret etmek üzere, “Six Nations” (Altı Kabileler) denen köye gittik.

Belki birkaç insan buluruz diye, hem kahvehâne hem de lokanta olarak kullanılan bir mekâna girdik. Gerçekten müşteriler de, mekân sahibi de, tamamen asimile edilmiş Kızılderililerdi. Nitekim içtikleri “coca cola”, yedikleri de “steak”ti… Sadece renkleri hâlâ kızıl ve esmere çalıyor, o kadar. Özgün müziklerini bile değil, Amerikan pop müziğini yeğliyorlar; tıpkı Müslüman ülkelerinde kendi müziklerini unutup, popçu olan gençler gibi…

Gerek Amerika’da, gerekse Kanada’da Kızılderilileri toplumdan tamamen soyutlamak, nesillerini yok etmek için her türlü refah ve tembelliğe öylesine alıştırılmışlardır ki, dünya umurlarında değil. Kendilerine karşılıksız para verildiğinden, vergisiz yaşadıklarından, okumayı, düşünmeyi bile arayan yok! Kanadalıların yaşadığı yerlerde sigara 8 dolara satılırken, Kızılderililere 3 dolardan veriliyor. Uyuşturucu yasak olmadığı gibi, teşvik bile ediliyor. Aralarından ayık olan bir iki kişi bulabilirseniz, Amerikalıların kendilerine uygulamış oldukları soykırım yöntemlerini bir bir anlatırlar. Mesela onları  kısırlaştırmak için, içtikleri sulara Amerikalılar tarafından kısırlaştırıcı ilaçlar atıldığını daha yeni öğrendim.