Anasayfa > Seyahatnâme > Kanada (2004) > Toronto I - Nato Toplantısı
Toronto I - Nato Toplantısı Yazdır e-Posta
          Bazı araştırma ve seminerler için yine Toronto/Kanada’dayım. Haziran, fakat hava oldukça soğuk. Avrupa da böyleydi. Sanki bu sene yazın gelmeye niyeti yok. Zaten ihtiyarlamış olan dünyanın da sonu geliyor galiba.

İstanbul’da İslâm Dünyasını yeniden dizayn etmek/paylaşmak projelerini görüşmek üzere NATO toplantısının yapıldığı şu sıralarda, Kanada’da bugün seçimler yapılıyor. Buna dair haberleri okurken, sağcı National Post gazetesinde, Türkiye ile ilgili bir manşete rastlıyorum. Bush’un, herhangi bir Türk yetkilisi ile değil de, Patrik Bartalemeos’la  resimlerinin hemen yanındaki manşet şöyle: Türkiye ciddi şekilde Amerika’nın arkasında duruyor! (Turkey stands firmly behind U.S.)

Günlerden Pazartesi, ve herkes işinde gücünde. Günün uygun bir saatinde de gidip oyunu kullanacak. Bizde olduğu gibi, seçim sırasında kaç kişinin öleceği konusunda tahminler de yapılmıyor. Bizde çoğunlukla adaylar hizmet için değil, ceplerini doldurmak, ya da bir makam kapmak için seçimlere katıldıklarından, seçimler “çıkar kavgaları”na dönüşüyor. Geçtiğimiz sene sonunda İstanbul’da yapılan seçimlerde, bir muhtar adayının seçim sırasında 200-300 milyar lira harcadığını duymuş, hayretler içerisinde kalmıştım. Hiç kimse, bu kadar paranın nereden bulunduğunu merak etmiyor tabi! Ben emekli bir profesör olmama rağmen, böyle bir maceraya atılmayı, yâni muhtar adayı olup 100 milyar harcamayı, hayal bile edemiyorum.

Ülkemizi yönetenler bu gibi meselelerle değil, hâlâ başörtüsüyle uğraşıyorlar…

Neden?

Çünkü çıkarları açısından, memleketin bu hâlde olması, herkesin cahil kalıp onların yaptıkları bütün melânetlere, “ulu’l-emr’e itaat”  kuralınca körü körüne itaat etmeleri, seslerini çıkartmamaları işlerine geliyor. Allah’ın bir tek kulu çıkıp, “şu ‘ulu’lemr’ dediklerimizin bizimle ne alâkaları var?” diye sormuyor/soramıyor!

Batı dünyasında devletler vatandaşlarına(başkasına değil) hizmet için varken; halkı Müslüman olan devletlerde ise, vatandaşlar devletlere hizmet için vardırlar! Onun için devletin emir buyurduğu her kurala, isterse bu kural/kanun,  hukuka, ahlâka, dine, insan haklarına aykırı olsun! Çünkü yerli emperyalizmin çizmeleri altında inim inim inleyen İslâm coğrafyasında kutsal olması gereken insan olacağı yerde devletlerdir. Böyle olduğu için de, kutsal devletin kendisi gibi kutsal ve dokunulmaz olan kurumları, kendileri ve efendilerinin âli menfaatleri zarar görmesin diye, insanı ezer dururlar.

İşte bunun tek sebebi, Müslüman ülkelerdeki yanlış din anlayışından kaynaklanan “Ulu’l-emr”in kim ve ne olup olmadığının analiz edilmemiş olmasından ileri geliyor!

Müslümanlar bu gerçeği öğrenmedikleri sürece insan yerine konmayacak, sürüm sürüm sürüneceklerdir…