Anasayfa > Seyahatnâme > Fransa (2007) > Zizim’in Kulesi ya da Cem Sultan’ın zindanına seyahat - I
Zizim’in Kulesi ya da Cem Sultan’ın zindanına seyahat - I Yazdır e-Posta

Kutlu Doğum” vesilesiyle Avrupa’nın çeşitli ülkelerine yaptığım seyatlardan birini daha gerçekleştirmek için, Fransa’nın Lyon ve Clérmont-Ferrand şehrine davet edildim. Lyon’da kısa bir ikametten sonra esas davet edildiğim Clérmont’a gittim. Orada beni bekleyen arkadaşlarla Clérmont’un o güzel camisinde namaz kıldıktan sonra, geceyi geçireceğim arkadaşın evine götürüldüm.

Clérmont-Ferrand, Müslümanların tarihi açısından oldukça önemli bir şehirdir. Bu önem iki özellikten kaynaklanıyor:

1) Bir zamanlar, Müslümanların Endülüs’te, yani İspanya’da hâkim oldukları yıllarda, zaman zaman Fransa’nın güneyine de akınlar yaptıklarını; Tours, Clérmont-Ferrand şehirlerine kadar çıktıklarını düşündüm. Hatta Clérmont’da yaptığımız araştırmalar neticesinde, Müslümanlardan kalma bir duvarın hâlâ ayakta olduğunu tesbit ettik. Bizi gezdiren Muhsin’le beraber, daha önceki yıllarda bulduğum duvara bir daha gittik ve resimde görüldüğü gibi, fotoğrafını çektik. Aradan bin yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ güzelliğini bir mahalle arasında sürdüren masum duvara bakınca; ister istemez, tarihî düşüncelere dalıp, bir zamanlar buranın hâkimleri olan Müslümanların, nasıl olup de şimdilerde, Fransız işçileri olduklarını düşünmeden kendimi alamadım.

2) Haçlı seferleri ilk defa burada, yani Clérmont-Ferrand’ta Papa II. Urbain tarafından ilan edildiğinden, burası bizim tarihimiz açısından önemlidir.

İnsanlık tarihinde yüz binlerce insanın ölümüne sebebiyet veren bu hareketin ilk müteşebbisi Papa'ydı. Zira XI. yüzyılda Hıristiyanlık büyük bir değişim geçirdi; ve Papa, İmparator'un egemenliğinden çıkarak, bütün Hıristiyanların lideri olduğunu ilân etti[1]. Bu "siyasi" güçten sonra, Papa Hıristiyan dünyasına dağılmış şövalyelere çağrıda bulunarak, onları kendi etrafında topladı; ve ateşli konuşmalar yaparak, Hıristiyanları galeyana getirdi; ardından da Müslümanlara karşı Haçlı savaşlarını başlattı. Zaten Papalık, İspanya’da da Müslümanlara karşı başlatılan “Reconquista”nın baş mimarıydı. Nitekim devrin Papa’sı Urbain II, bu düşüncesini, 27 Kasım 1095’te Clermont-Ferrand’daki Konsil’de dile getirmişti[2].

O zamana kadar gerek İspanya’da, gerekse Sicilya’da Müslümanlara karşı yapılan Hıristiyan seferleri, siyasi ve milli çıkarlar gözetilerek yapılıyordu. Haçlı Seferlerini başlatan Papa II. Urbain ise, tamamen bir din savaşı başlatıyor; ve bu savaşa, mezhepleri ne olursa olsun, bütün Hıristiyanları çağırıyordu[3]. Üstelik tarihî hiçbir gerçekliği olmayan iftiralar uydurarak, “Müslümanların kiliseleri yıktıklarını, Hıristiyanları koyunlar gibi boğazladıkları”nı[4] söyleyerek saf Hıristiyanları yanlış bilgilendirerek, savaşa teşvik ediyordu.

Oysaki tarih, Müslümanların Hıristiyan, ya da başka bir kavmi katliama tabi tuttuklarına dair hiçbir bilgi vermemektedir. Çünkü böyle bir katliama İslâm müsaade etmiyor. Önce dinî, daha sonra ideolojik olan Haçlı düşüncesi, son veçhesiyle sömürgeciliğe dönüşmüştür[5]. Nitekim sefere katılacak olan Haçlı askerine, yağmalama, gasp, cinayet vs. her şey serbestti[6].

Haçlı savaşlarını, İsa'nın türbesi diye inandıkları Saint-Sépulcre'in bulunduğu Kudüs'ü, Müslümanlardan temizlemek için başlattıklarını ilân eden Hıristiyanlar, o tarihten itibaren Kudüs'e her gidişlerinde, üzerinde "haç" simgesi bulunan bir kırmızı bezi göğüslerine, dönüşlerinde de sırtlarına takarlardı. Ve bu hareketlerinden dolayı da onlara "Haçlılar" denildi. Haçlı bezi üzerine takan kimse, Saint-Sépulcre'i görmeden, geri dönmeyeceğine dair söz veriyordu. Kilise ise, Müslümanlarla savaşmak üzere Kudüs'e giden her "Haçlı"ya, "bütün günâhlarının affedildiğine dair garanti veriyordu[7]. Papa'nın bu kararından sonra "Haçlı ordusu"nu toplamak üzere yüzlerce papaz görevlendirilip, Avrupa'nın çeşitli bölgelerine gönderildi. Kudüs'ü Müslümanlardan alma karşılığında kendilerine cennet vadedilen binlerce Hıristiyan toplatılıp, Kilise'nin imkânlarıyla silâhlarla donatıldı.

İşte şimdi, Clérmont-Ferrand’ta, Kilisenin büyük meydanında Papa II. Urbain’in heykelinin önünde bunları düşündüm…

 



[1]Ernest Lavisse-Alfred Rambaud, Histoire Générale, Du IVème siècle à nos jours, II,298. II,299.

[2] René Grousset, Les Croisades, s. 19.

[3] René Grousset, Les Croisades, s. 19.

[4] Jacques Heers, La Première Croisade, libérer Jérusalem, 1095-1107, Paris, 2002, s. 71.

[5] René Grousset, Les Croisades, s. 20.

[6] René Grousset, Les Croisades, s. 21.

[7]Ernest Lavisse-Alfred Rambaud, Histoire Générale, Du IVème siècle à nos jours, II,301 ; Pierre Ripert, Histoire des Croisades, s. 24.