| Endülüs’e seyahat - I |
|
|
|
Clermont-Ferrand’dan Endülüs’e hareket
Bu seferki gezimize, Clermont-Ferrand’dan başladık. Ekip on kişiden oluşuyor: İbrahim, Nihat, Davut, Güngör, Mustafa, Ramazan, Orhan, Mahmut, Mehmet ve ben. Büyük bir ihtimâlle, miladi 8. yüzyılda İspanya üzerinden Fransa’ya gitmiş olan İslâm tebliğcilerinin bir kolu, Fransa’nın orta bölgesinde yer alan Clermont-Ferrand’dan geçmiş, oradan kuzeye doğru yol almışlardır. Nitekim bu Fransız şehrine daha önceki gelişlerimde, bugün mahalle arasında kalmış bir sur duvarı tesbit etmiş, fotoğrafını çekmiştim ki bu, Müslümanların uzun bir müddet Clermont-Ferrand bölgesinde kaldıklarına delalet eder. Zaten Clermont-Ferrand’dan, Montpellier üzerinden Fransa’nın güneyine doğru gittiniz mi, bugün bile Müslümanlardan kalan ve onca yıkımlara rağmen hâlâ bazı izlerini muhafaza edebilen yapılara rastlarsınız. Fakat bu Müslüman eser kalıntılarını fark edebilmek için, Müslümanların ve Batı dünyasının mimari karakterlerini çok iyi bilmek gerekir. Bu iki kültürün, yani Müslümanlarla Hıristiyanların, taşları değişik şekillerde işleyip duvarlarda kullanmaktan tutun da, ahşapları yontup mimaride kullanmaya kadar olan değişik vasıflarını bilen herkes, gördüğü bir eski esere bakıp, bunun Müslümanlara mı, Hıristiyanlara mı ait olduğunu hemen fark eder. Onun içindir ki, bu saydığımız özellikleri çok iyi bilen bir sanat tarihçisi;
Tapınak Şövalyelerinin ülkesinden geçiyoruz
Gecenin karanlığında minibüsümüz yol alırken, birden bir levha ile karşılaşıyoruz: Pays des Templiers/Tapınak Şövalyelerinin ülkesi! Günümüzde bile zaman zaman gündeme gelen Tapınak Şövalyeleri, sadece Avrupalıların değil, bizim tarihimiz için de önemli, ve bilinmesi gereken gizemli bir Hıristiyan tarikatıdır. Bu Tapınak Şövalyelerinin bir kısmı, gerek Haçlıların Kudüs işgalleri zamanında, gerekse Haçlıların Salahaddin Eyyubî tarafından Kudüs’ten çıkarıldıktan sonra, şu onda oradan geçtiğimiz, ve Montpellier’ye yakın olan “Les Ramparts du Larzac” diye bilinen kalelerde yaşıyorlardı.
Clermont-Ferrand’dan akşamüzeri ayrıldığımızdan ve de hava karardığından, maalesef bu bölgeyi, yani Fransa’nın güney batısını görmeden geçtik ve gece yarısı Barselona’ya vardık. İspanya’nın kuzey doğusuna düşen ve Katalanya’nın başşehri olan bu kent, asırlarca Müslümanların elinde kalmış ve onların adaletiyle yönetilmiştir[2].
[1] Bu konuda bk. “Zizim’in Kulesi ya da Cem Sultan’ın zindanına seyahat” adlı araştırmamız. [2] Katalanya bölgesi hakkında geniş bilgi için bk. İhsan Süreyya Sırma, Yalan Dünyayı Adımlarken, İstanbul, 1998, s. 137 vd.
|




