| Çin’e seyahat, ya da Çin Müslümanları (I) |
|
|
|
19 Temmuz 08 İstanbul’dan Pekin’e… Ta çocukluğumdan beri, "Çin u Maçin" olarak bildiğim ve nasıl bir ülke olduğu hakkında gerçekten çok merak ettiğim Çin’e uçuyorum. Bazılarınca "Yecüc-Mecüc ülkesi" olarak tanımlanan ülkeye…Yanımda bir çok ülkeye beraber seyahat ettiğim ve bir bakıma benim Çin seyahatimi hazırlayan aziz dostum Nejat Bey, ve tâ Erzurum yıllarımdan beri tanıdığım, sevgili Hafız ağabeyin kardeşi Şaban Bey var… Nejat Bey beni ikaz ediyor: Hocam uğraşma, Çinlilerin birçoğu da birbirlerini anlamamaktadırlar. Ama ben inat ediyor, yanımdaki Çinliye, "Şaşa" diyorum, Çinli beni anlamadığı için de Nejat Bey gülüyor… Çoktan uykuya dalmış olan Şaban Bey ise karşı koltukta kim bilir hangi rüyaları görüyor. Bir taraftan bu satırları yazarken, bir yandan da, hemen önümdeki ekrandan, yolumuzun güzergâhını izliyorum. Ve şimdi Hazar Denizi’ni geçip, Türkmenistan üzerinden, Kazakistan hava sahasına girmek üzereyiz. Üzerlerinden uçtuğumuz bu tarihî Müslüman ülkelerini düşünürken; İslâm’ı Orta Asya’ya götüren Kuteybe b. Müslim’leri, Buhârî’leri, Sa’di’leri, Hafız Şirazî’leri; büyük katliamlara imza atmış olan Timur’u, Cengizhan’ı; Moğollara karşı savaş vermiş olan Harzemşahlar’ı, Necmeddin-i Kübra’ları; bu coğrafyaların meşhur edip ve şairlerini, Ömer Hayyam’ları, Cemaleddin-i Afganî’leri vs. vs.leri hatırlıyor, 11000m. yükseklikten, tarihin derinliklerine dalıp gidiyorum. Üzerinden uçarak Pekin’e doğru yol aldığım bu topraklar, bu dağlar, bu ovalar, bu nehirler kim bilir ne büyük savaşlara, ne unutulmayacak hadiselere şahit oldular? İslâm, bütün bu ülkeler aşılarak Çin’e vardı… Şimdi gökte şafak sökmek üzere. Bilgisayarımı kapatıp, inşaallah sabah namazını kılacak, sonra da Nejat Bey’i uyandıracağım. Şaban Bey’se, uçağın penceresinden, şafak çizgisini kolluyor… Daha kat edeceğimiz epey yol olduğundan, namazdan sonra ben de biraz kestirmeye çalışacağım… 20 Temmuz 08, Beijing’teyiz Doğrusunu söylemek gerekirse, hayalimde canlandırdığım Çin’i göremiyorum: Bisikletlere binmiş binlerce insan ve Çin inşaat sanatını üzerinde gösteren o rüya-evleri göremediğimden, "acaba burası gerçekten Pekin mi?" diye espri yapıyorum arkadaşlara. Evet, burası hayalimdeki Pekin değil, her tarafı gökdelenlerle dolmuş, küçük bir Amerika’yı andırıyor: Sanki Paris, ya da New York’tayım… Bir Çin iş adamı, Wang Ji Kun Tabii ki Çin, bu hızlı gelişmesini, çalışkan iş adamlarına borçludur. Ciddi, işini bilen, yorulmaktan korkmayan; ve bütün bunların ötesinde, samimi olan iş adamları. İşte büyük iş adamı Wang Bey de bunlardan bir tanesidir. "Bana Çin’in kapılarını açan ve 16 yıldır hep yanımda hissettiğim bir kişi. Mütevazı bir ailenin çocuğu olan Wang Ji Kun, çalışkanlığı, dürüstlüğü ve iş disiplini sayesinde, atağa kalkmış olan Çin sanayi ve ekonomisi içerisinde, hakkı olan yeri almış, Çin’e büyük yararlıklar sağlamıştır. Wang’ın başarıları Çin dışında da kendisini göstermiştir. Nitekim şimdilerde, Avustralya’da, bir fabrikanın ürünlerini pazarlayan büyük bir şirketin hem hissedarı hem yöneticisidir. İşte bugün Çin dünya piyasalarında söz sahibi olabiliyorsa, Wang gibi çalışkan ve dürüst iş adamları sayesindedir.
|




