|
Sen Geldin
Peygamberler ve
tebliğ
Allah
“ol!” dedi oldu; kâinât yaratıldı,
Şanınla
mahlûkâta, “Eşref”[1]
olup sen geldin.
Tebliğ
için Yaradan, Enbiyâsını seçti,
Peygamberler
içinde, “Muhtâr”[2]
olup sen geldin.
İnsanı
uyarmaya, ne çok peygamber geldi,
Yüz
yirmi dört bininci, “Nebi”[3]
olup sen geldin.
İnsanlık
kaybolmuştu, bitmeyen bir gecede,
Uzun
“Şeb-i Yeldâ”[4]yı,
ağartarak sen geldin.
Peygamberler
anlattı, Yaradan ahkâmını,
Bu
kutsal elçilere, “Hatem”[5]
olup sen geldin.
Mustafa
oldu adın, “Peygamber Halkası”nda,
Enbiyâ
kervanının, “Mührü”
olup sen geldin.
Önce
“Suhûf”[6]
ve Tevrat[7],
sonra Zebûr[8]
ve İncil[9],
İnsanı
uyarmaya, Kur’an ile sen geldin.
Kitaplar
kanun oldu, insanlar uysun diye,
Son
ahkâmı bildiren, “Furkân”[10]
ile sen geldin.
Kararmıştı
dünyalar, unutulmuştu İlâh,
Onu
yâdettirmeye, Cebrail’le sen geldin.
[1]
Eşref, Eşrefu’l-mahlukât:
Yaratıkların en yücesi. Allahu Te’âlâ bu tabiri insan için
kullanmıştır.
[2]
Muhtâr:
“Seçilmiş” demektir; Hz. Peygamber(s.a.s)’in sıfatlarından
bir tanesidir. “Allah tarafından seçilmiş” anlamına
gelir.
[3]
Nebi: Peygamber demektir.
[4]
Şeb-i yeldâ: Senenin en
uzun gecesinin adıdır.
[5]
Hatem: “Son”, “yüzük”
ve “mühür” anlamına gelir ki, Hz. Peygamber(s.a.s)’in sıfatlarından
bir tanesidir.
[6]
Suhûf: “Sahifeler” demektir.
Allahu Te’âlâ, mesajını bazı peygamberlere kitap, bazılarına
da “sahifeler” şeklinde göndermiştir.
[7]
Tevrat: Hz. Musâ(a.s)’a nâzil
olan, ve İlâhî dört kitaptan bir tanesi olan kutsal kitap.
[8]
Zebûr: Hz. Dâvûd(a.s)’a nâzil
olan, ve İlâhî dört kitaptan bir tanesi olan kutsal kitap.
[9]
İncil: Allah tarafından
Hz. İsâ(a.s)’a nazil olan Kutsal Kitâp. Ancak Hıristiyanlar,
İncil’in Hz. İsâ’ya inen bir kitap olduğuna inanmazlar;
İncil’in, İsâ’nın
Havarileri tarafından yazıldığına inanırlar.
[10]
Furkân: Kur’an-ı
Kerim’in adlarından bir tanesidir. Hak ile bâtılı
birbirinden ayıran demektir.
|
|