|
Mısır
Piramitleri
6-11
Ekim
2004
İmam
Şafii’nin cami ve türbesini ziyaret edip birer Fatiha okuduktan sonra,
Piramitlere doğru yola koyulduk. Tarihçilerin kaderi mi bilmem, hep böyle
mezarları, türbeleri, harabeleri, eski şehir kalıntılarını
geziyoruz… Böyle
olduğumuz için birçok arkadaşımız bizimle gezmek
istemezler. Zira onlar lüks binalar, modern şehirleri gezmek istiyor,
“tozlu harabelerde ne işimiz var?” diye bana çıkışıyorlar.
Belki de kendi açılarından haklıdırlar bu arkadaşlar…
 Piramitten bir kesit
Zeki
Bey[1]’in
oğlu sevgili Nihat da hem bize eşlik ediyor, hem de gösterdiğimiz
yerlerin fotoğraflarını çekiyor. Baba ve oğul, ne de
birbirlerine güzel yakışmışlar maşallah… Yüzlerinde
eksilmeyen tebessümler, herkese karşı takındıkları nezâket,
fedâkârlık birer ahlâk örneği sergiliyor… İslâm ahlâk ve
terbiyesi her ikisinde de tatbikatını görüyor… Çocukluğundan
beri tanıdığımız Abdurrezzak[2]’ın
“kerametleri” ise, anlatılamayacak derecede renk katıyor gezimize…
Ama bazen de ters tecelli ediyor sevgili Abdurrezzak’ın kerametleri…
Piramitlerde bizim için su aramaya çıkıp gecikmesi gibi…
Abdurrezzak’ın bir özelliğini daha bu yolculukta keşfettik.
“Birini tanımak mı istiyorsun, onunla seyahate çık” derler
ya, işte Abdurrezzak’la olan bu yolculuğumuz da onun birçok yönünü
tanıttı bize. Meğer ne güzel Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe
ilâhiler okuyormuş bizim Abdurrezzak! Gerçi onun medresede okuduğu
biliyordum amma, her medresede okuyan aynı olmuyor ki!
İlk
defa Mısır’a gelmiş olan Münir[3] ise, kâh bana, kâh Enis hoca’ya bir şeyler
soruyor, bu farklı ülkenin garipliklerine şaşıp duruyor…
Tokatlı Selahattin ise, organizeyi üstlenmiş, gerektiğinde açıklamalar
yapıyor…
Keops piramidine tırmanırken, rahmetli Ali Şeriati’nin, bu
piramitlerde çalışmış bir köleye yazdığı
mektubu bir daha hatırladım ve arkadaşlarıma anlattım.
Bu
gibi yerleri gezerken, antik dönemdeki Firavunların, Sezarların,
Cleopatra’ların, Şahların, zalim sultanların; ve onların
çağdaş versiyonları olan diktatörlerin, milliyetçilik adına
Yahudilere zulmeden Hitler’lerin, demokrasi adına tarihin en büyük zulümlerini
insanlara uygulayan Bush’ların, Musa ve Davud adına her gün onlarca
çocuğun katili olup Filistin’de Müslümanlara soykırım
uygulayan İsrailli katil Şaron’ların, Allah’a nasıl yaptıklarının
hesabını vereceklerini düşünüyorum…
 Gezi
Grubu
Allah
şöyle buyuruyor:
“Sakın
Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından gafil sanmayın. O,
onlara vereceği cezayı, gözlerin dışarı fırlayacağı
bir güne erteliyor sadece”[4].
Bu
piramitler yapılırken, her biri en aşağı 1.5 ton ağırlığında
olan milyonlarca taş kullanılmış, ve bu taşlar yerleştirilince
yüz binlerce köle taşlar altında kalarak can vermiştir. Çok
muhtelif olan rivayetlerden en doğru olanına göre Firavunlar, öldükten
sonra, dünyada iken yaptıklarının hesabının sorulmaması
için kendilerini saklamak gayesiyle bu piramitleri yaptırmışlardır.
Nitekim geçtiğimiz yüzyılın başlarına kadar, bu
piramitlere nasıl girileceği, içinde nelerin olduğu
bilinmemekteydi.
|
|