Anasayfa > Makaleler > Güncel Yazıları > İnançsızlık dininin müsamahasızlığı
İnançsızlık dininin müsamahasızlığı Yazdır e-Posta
       Yeryüzündeki dinler, sayılamayacak kadar çoktur. Ve sayıları binleri aşan bu dinler içerisinde, tek doğru olanı, “İslâm” dinidir. O İslâm Dini ki, Hz. Âdem’le başlamış, Hz. Nuh’la, Hz. Hûd’la, Hz. İbrahim’le, Hz. Lût’la, Hz. Musâ ile, Hz. İsâ ile ve nihâyet Hz. Muhammed(s.a.s)’le gelmiş olan dindir. Allahu Te’âlâ kendi emirlerini ihtivâ eden bu dini, son Peygamber Hz. Muhammed(s.a.s)’le kemâle erdirmiş, ona son şeklini vermiştir.

Bu son şekliyle İslâm, insanları inanıp inanmama konusunda serbest bırakmıştır. Hz. Muhammed(s.a.s), ve ondan sonra da ona inanmış olanlar, tebliğlerini yaparlar; dileyen inanır, dilemeyen de inanmaz. Fakat inansa da, inanmasa da, ölümcül olan biz insanların tamamı, inancımızın, ya da inançsızlığımızın hesabını vereceğiz Yüce Yaradan’a:

“De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir”(K.K. Kehf Sûresi, 29).

“Dinde zorlama yoktur. Çünkü artık doğruluğun ve sapıklığın ne olduğu iyice ortaya çıkmıştır. O halde kim tâğûtu (Allah’a ve O’nun hükümlerine karşı olanı) tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir”(K.K. Bakara Sûresi, 256) mealindeki meşhur ayet-i kerimede de gördüğümüz gibi, Allah hiç kimsenin dine girmesi hususunda zorlanamayacağını emretmiştir.  Fakat aynı zamanda, O’na inanmayanların Âhiret’te büyük azapla azaplandırılacaklarını da bildirmiştir.

Dolayısıyla Müslüman, gayrimüslime tebliğini yapar, gayrimüslim isterse inanır, isterse inanmaz. Hesabı ise Allah’a kalmıştır.

İnançsızlık dinleri”nde, yâni Allah’ın emrettiği din dışında olan dinlerde ise durum tamamen farklıdır: Bu batıl dinlerde kendileri dışında olanlara baskı vardır, şiddet vardır, zulüm vardır! Ve başkalarının inançlarına saygı duymamak esastır!

Örneğin medyadan öğrendiğimize göre bazı Batı ülkelerindeki Müslümanlar, homoseksüelliği kabul etmedikleri takdirde, o ülkelerden çıkarılacakları şeklinde tehdit edilmektedirler! Yâni Müslümanlara şunu söylüyorlar:

-   Sizin dininizde homoseksüellik, lezbiyenlik yasaktır/haramdır. Siz bu konuda kendi dininize değil, bizim, temeli inançsızlık olan dinimize tabi olacaksınız! Kısaca bizim yaptığımız her türlü melaneti kabul edecek, benimseyeceksiniz!

Ya da Türkiye’de, kendilerini laik ve demokrat diye tanımlayan etkili ve yetkili birileri, çok açık ve net olarak, demokrasilerinin Müslümanlara uygulanma şeklini şöyle tarif ediyorlar:

- Türkiye’deki insanların %90’ı ülkenin İslâm yasalarına göre idare edilmesini isteseler, ve de bu isteklerini, demokratik bir şekilde yapılan seçimlerde dile getirip, aynı oranda, yâni kullanılan oyların %90’ını kazanarak ifade etseler bile, biz kendi arzularımıza göre kurduğumuz sistemden/dinden başkasını asla kabul etmeyiz; bunun için asarız, keseriz! diyebiliyorlar!

İşte “çağdaş dayatma”, “çağdaş zulüm”, “çağdaş inançsızlık dini” buna diyorlar.

Bazıları ise, bu inançsızlık dinlerini, Din adına tatbikat alanına koyuyorlar ki, dünyayı kana bulayan ABD yönetimi, bunun baş aktörlerinden biridir.

Bush, Hz. İsâ adına savaştığını, din savaşı yaptığını, Haçlı seferleri başlattığını ilân ederek Afganistan’a, Irak’a vurmaya başladı. Oysaki onun adına hareket ettiğini söylediği İsâ, İncil’de şöyle sesleniyor Bush’a ve onun gibi Tanrı adına insan kesenlere:

“ ‘Göze göz, dişe diş’ dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin”(Kitab-ı Mukaddes, Matta, V, 38-40).

Şimdi soruyoruz:

-   ABD Başkanı Bush kendisi adına savaştığını söylediği İsâ’nın mı, yoksa Şeytan’ın mı emirlerini dinliyor, tatbik edip insan kesiyor, çocukları sakat bırakıyor, kadınlara tecavüz ediyor, ülkeleri yakıp, yıkıyor?

İnançsızlık dini mensuplarının böyle davranmaları doğal! Çünkü tarih boyunca hep böyle yaptılar, bazen dinlerle savaştılar, bazen de dinleri kendi ihtiraslarına alet ettiler.

Biz Müslümanlar için önemli olan husus, bu inançsız güruhun mülevves sadizmlerine alet olmamaktır! Bir mümin için, iki günlük dünya menfaati uğruna katillerle işbirliği yapıp, Allah rızasından mahrum kalmanın bir anlamı var mı? Allah(c.c) şöyle buyuruyor:

Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.” Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.(K.K. İbrahim Sûresi, 42-52).