Anasayfa > Makaleler > Güncel Yazıları > Endişe verici ziyaretler
Endişe verici ziyaretler Yazdır e-Posta

Şu son günlerde, dünya için en tehlikeli olan kişiler Türkiye’ye gelip gitmekteler.

Amerika’nın çıkarları için dünyanın neresine müdahale edilmesi gerekiyorsa, yapılacak olan harekâta, Türkiye’yi ziyaret eden bu adamlar karar veriyorlar… Bu adamlar, Irak’ı işgalleri sırasında 30 000 sivil Müslüman’ı katlettiklerini itiraf eden kimseler… Fakat verilen bu rakamı birkaç misliyle çarpmak lâzımdır.

Her ne ise, Afganistan’da, Irak’ta Müslüman katliamı yapmış olan bu caniler, şimdilerde başka bir İslâm ülkesinde de aynı katliamları, belki daha da büyüklerini gerçekleştirmek istiyor, ve bunun için bahaneler üretmektedirler.

Bu yapılanlar, onların emperyal asli görevleri olduğundan, yâni dünyayı, özellikle de İslâm dünyasını sömürmek için istedikleri yerlere müdahale edip işgal etmek, insanlarını öldürmek, casus uçaklarla istedikleri ülkede masum insanları kendi çağdaş işkenceleriyle sığaya çekmek, onların kolonyal vasıfları olduğundan, tavırlarına şaşmamak gerek. Çünkü onlar bunu hep yaptılar, ve de yapacaklar!

Bizim için önemli olan, onlara bu iğrenç desiselerinde ortak olmamak, yapacakları cinayetler için, onların mülevves ellerini sıkmamaktır!

Yukarıdan beri “onlar” diye zikrettiğimiz CIA ve FBI patronları, herhalde şu soğuk kış günlerinde Türkiye’yi yönetenlere âşık olduklarından gelmediler Türkiye’ye!

Bu zevat, başta Başbakan olmak üzere, istedikleriyle görüşüyorlar; onların zaten gizli olan uçakları, daha da gizli yerlerde korumaya alınıyor?

Basından izleyebildiğimiz kadarıyla bu adamlar, “İslami terör”le mücadele edebilmek için Türkiye ile işbirliğine gelmişler. Türkiye’ye de buna mukabil bir şeyler vereceklermiş…

İmdi;

1) Amerikalılar dünyanın şurasında-burasında yapılan terör hareketlerinin suçunu Müslümanlara yükleyip, “İslami terör” yaftasını uydurdular. Meş’ûm 11 Eylül hareketinden sonra yapılanları, bizzat bu yaftayı Müslümanlara yamamaya çalışanlar yapmış olmasın? Çünkü bizzat Batılı yazarlar bu düşünceyi dile getirip, yapılanlardan CIA ve onun yan kuruluşlarını sorumlu tutuyorlar… Kısaca, Amerika kime terörist derse, gerçekten o terörist midir? Yoksa Amerika’nın saldırmak için “düşman üretme çabaları”nın bir ürünü müdür? Zira Amerikan siyasetini benimsemeyen ve onun Orta Doğu’daki yandaşlarını desteklemeyen her Müslüman, CIA ve onun Orta Doğu versiyonunca/versiyonlarınca teröristtir!

2)  CIA, yâni Amerika, Türkiye’den alacaklarına karşı ne kadar bilgi verecek, verilen bilgilerin doğruluğunu kim denetleyecek? Çözümünü teklif(!) ettiği/edeceği problemleri bizzat kendisi programlamadı mı nitekim?

3) Amerika, şu ya da bu Müslüman ülkeyi, “terörist” ilân edip saldırır ve bu saldırısına Türkiye’yi ortak ederse (âlet ederse dememek için), bu karanlık ortaklık gereği Türkiye yetkilileri de, hedef Müslüman ülkeye saldırma emrini verirlerse, bunun İslâmî ve insanî sorumluluğunun hesabını Allah’a ve Allah’ın kullarına nasıl verecekler?

4) Müslüman dünyanın heyecanla izlediği T.C. Hükûmeti’nin tavrı, bu bağlamda bir şahsiyet sınavı olacaktır! Tıpkı “İslâm düşmanları”nın zoruna giden 1 Mart tezkeresinin reddedilmesiyle kazanılmış olan şahsiyet gibi. Türkiye’yi yönetenler, ya Amerika’nın isteklerine boyun eğip, büyük bir suça/günâha ortak olacaklar, ya da büyük siyaset yapıp, mazlumun yanında olarak tarihe şerefli bir yaprak açacaklardır!

5) Bilelim ki tarihin hiçbir cinayeti gizli kalmıyor, bir gün bu cinayeti yapanların yüzüne şamar olarak iniyor. Fransız generali Aussaresses’in, hatıralarında[1], 4 Kasım 1956 günü Mısır’ı bombalayan uçakların Türkiye’den kalktığını okumak, bir Müslüman için ne kadar acı? İki günlük dünya için değer miydi zalimlerin safında yer almaya.

6) Tarih göstermiştir ki Amerika, kendi çıkarları için kullandığı herkesi sonradan harcamıştır. Bir zamanlar Uzak Doğu’da Amerika hizmetinde bulunan Filipin’in diktatör Başkanı’na ABD tarafından altın diye verilen madalyaların tamamı sonradan teneke çıktı. Hem Amerika, kendi çıkarları için ürettiği problemleri neden çözsün ki? Meğerki işin sonuna gelinmiş olsun!

7) Mazlumların âh’ını ve de bedduasını almaktansa, onların dualarını almak daha evlâdır. Tarih sahifelerinde, zalimlerin yanında zikredilip lânetlenilmektense, mazlumun yanında zikredilip rahmetle anılmak daha güzel değil mi? Allah ferman buyuruyor:

Zulmedenlere meyletmeyiniz! Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez[2].

 

 

[1] Général Aussaresses, Services Spéciaux Algérie 1955-1957 Mon témoignage sur la torture, Perin, 2001, s. 77.

[2] Kur’an-ı Kerim, Hûd Sûresi, 113.