Anasayfa > Makaleler > Güncel Yazıları > İsmail Collier: O bir yiğitti, yiğitler yanına göçüp gitti
İsmail Collier: O bir yiğitti, yiğitler yanına göçüp gitti Yazdır e-Posta

Ataları Endonezya-Malezya taraflarından gelmişti; daha doğrusu getirilmişlerdi Cape Town’a…

Hollanda emperyalizminin, anlatılması güç vahşetiyle hüküm sürdüğü asırlarda, Uzak Doğu’nun güney adalarının çoğu da bu Avrupa ülkesi tarafından işgal edilmiş, insanlarının çoğu köleleştirilmiş, milyonlarcası da soykırıma tabi tutulmuşlardı. Sadece Java adasında 5 milyon Müslüman’ı soykırıma tabi tuttuklarını hangi Müslüman biliyor ki?

 İşte o dönemlerde, yani 18. ve 19. yüzyılda, Hollandalı emperyalistler, Uzak Doğu’daki Malay Müslümanların birçoğunu köleleştirerek gemilerle önce Hindistan’a, oradan da, çiftliklerinde çalıştırmak üzere Güney Afrika’daki sömürgelerine taşıdılar… Kendileri için yeni bir dünya demek olan Güney Afrika’da köle statüsünde olmalarına rağmen, Malay Müslümanlar ruhlarındaki hürriyet duygusunu hiçbir zaman kaybetmediler; gizli gizli örgütlenmeye başladılar sömürgecilere karşı çıkmak için. Aralarında, büyük Müslüman lider ve âlimler de vardı ki, kendilerini köleleştirmiş olanlara karşı olan esas örgütlenmeyi bunlar yapıyordu… Mesela Şeyh Yusuf bunlardan bir tanesiydi[1].

Hollandalıların Güney Afrika’yı İngilizlere terk etmelerinden (satmalarından dememek için) sonra, Güney Afrika’daki bağımsızlık ve sömürüden kurtulma mücadelesi daha da hızlandı. İngilizler zulmediyor, Güney Afrikalılar direniyordu. Bu aşamada İngilizler, milyona yakın insanı, sömürülmeye karşı çıkıyorlar diye katlettiler. Âh bu İngilizler! Dünya düzenini kendi lehine bozmayı ilke edinmiş insanlar… Bugün hâlâ dünyanın birçok yerini sömüren İngilizler değil midir dünyanın baş belası olan Amerika’yı doğuran; onu, emperyalizmin haram sütüyle besleyen?

1970-80’li yıllarda İngiliz emperyalizmine karşı olan başkaldırma, Mandela hareketine dönüşerek büyüdü ve uluslar arası bir sorun hâline geldi. Hareketin başı olan Nelson Mandela ve arkadaşları tutuklanarak, o gün için dünyanın en vahşi hapishanesi olan Robben Island adasındaki tutuklama kampına götürüldüler.

Mandela’nın hücre komşusu bir Müslüman’dı. Ve bu Müslüman mücahid, Kur’an’dan, zulme karşı mücadeleyi anlatan ayetleri Mandela’ya anlatıyor, onu motive ediyordu.

Hz. Peygamber(s.a.s)’in buyurduğu gibi, zulüm devam etmedi ve Güney Afrikalılar gösterdikleri büyük mücadele sonunda bağımsızlıklarını elde ettiler. Robben Island denen bu adadaki hapishane de, tıpkı Fransız devriminde basılan Paris’teki Bastille gibi o da basıldı ve orada tutuklanmış olan Güney Afrikalı mahkûmlar Cape Town’a getirildi. Böylece Güney Afrika bağımsızlığına kavuştu.

Aradan birkaç sene geçmişti. 1998 yılıydı; henüz Viyana’ya gelmemiş, İstanbul’da ikâmet ediyordum. Bir akşam telefonum çaldı. Telefonun öbür ucundaki şahıs, selam verdikten sonra İngilizce olarak konuşup, İslâm Tarihi konusunda konferanslar vermek üzere beni Güney Afrika’ya davet etti. Daveti kabul ettim ve Cape Town’a gittim. Güney Afrikalı Müslümanlar bizleri VIP salonunda kabul ettikten sonra, beni, adı İsmail Collier olan bir matematik hocasının evine götürdüler. Muhtemelen güvenlik gerekçesiyle bizi otelde değil, evde konuk ettiler. Böylece İsmail’le dost olduk ve sık sık İstanbul’da bir araya geldik.

Afrika 100 m. sürat koşusu şampiyonu olan İsmail, sadece Güney Afrika’daki Müslümanlarla değil, bütün dünya Müslümanlarıyla ilgileniyordu, nerede yardım gerekiyorsa oraya koşuyordu.

En son geçtiğimiz aylarda İstanbul’da yapılan uluslar arası Kudüs toplantısında bir araya geldik. Evimize konuk olmuş, bütün ailemizi samimi olarak Cape Town’a davet etmişti. Sonra o Cape Town’a, ben de Viyana’ya döndük. Sık sık telefonlaşıyorduk.

Ve bu sabah, yâni 29 Şubat 2008 Cuma sabahı acı haberi oğlu Mikail verdi:

- Babam dünyasını değiştirdi!

İsmail Collier, vefat etmiş, o çok sevdiği Rabbine kavuşmuştu. Mikail’in bana anlattığına göre, cenaze namazı, Cape Town’daki Masjid Aqsa’da kılınmış. Rahmetli İsmail beni bu camiye götürmüş, orada İngilizce vaaz etmiştim Afrikalı Müslüman kardeşlerimize…

İsmail bir yiğitti…

O bir yiğitti, yiğitler yanına göçüp gitti…

Allah sana ve senden önce vefat etmiş olan bütün Müslümanlara rahmet etsin. Amin.

 Nezir Amca da göç etti Dâr-i Bekâ’ya

 İsmail Collier’le ilgili satırları daha yeni bitirmiştim ki, kardeşim Fikret Sırma’dan, arkadaşımız Ali Kemal Temizer Bey’in muhterem babası Nezir Amca’nın vefatına dair olan mesajını aldım. Nur içinde yatsın Nezir Amca.

Nezir Amca Malatya’da, özellikle 80’li yıllarda gençler üzerinde hayli etkisi olan, İslâm’dan asla taviz vermeyen, hatta bu konuda radikal olan; birçok üniversite hocasından daha çok okuyan, tipik bir Malatya münevveriydi. Okurdu, okuturdu… Erzurum’dan Malatya’ya her gidişimde onu görür, tenkidlerini dinlerdim. İslâm’a lakayt olmalarından dolayı, Müslümanların durumuna çok üzülürdü. Öylesine ki, onun vefat haberini aldığımda, “mutlaka Nezir Amca, Siyonist İsrail’in Gazze’de öldürdüğü masum bebeklere; dünyanın şurasında burasında birbirlerini katleden Müslümanların “ulusçuluk”larından, sekülerleşmelerinden dolayı İslâmî hassasiyetlerini kaybetmiş olmalarına dayanamadı ve ruhunu teslim etti Rabbine” diye düşündüm…

 Allah taksiratını affetsin, ona rahmet eylesin.

 Başta onun oğlu değerli öğrencim Ali Kemal olmak üzere diğer çocuklarına ve akrabalarına baş sağlığı diler, Allah’ın rahmetine ermesini niyaz ederim.



[1] Gerek Şeyh Yusuf, gerekse diğer direnişçiler hakkında daha fazla bilgi için bk. İhsan Süreyya Sırma, Yalan Dünyayı Adımlarken, İstanbul, 1998, s. 240 vd.