|
Endülüs’e seyahat
(II)
Roland
Şarkısı
Prof.
Dr. İhsan Süreyya Sırma -
25 Kasım 2007
Miladi
750 yılında Emevi Devleti yıkıldı ve yerine Abbasi
Devleti kuruldu. Endülüs’teki devlet ise, Emevilerin devamı idi ve bu
durum Abbasi Halifelerinin zoruna gidiyordu. Onun için ne yapıp yapıp,
Endülüs’ü de egemenliklerine almak istiyorlardı.
Abbasi
Devletinin bu kabildeki çabaları, Halife Mansur’un ölümünden sonra da
devam etti; fakat bir netice alınamadı. Meselâ H. 162 senesinde bu
gayeyle Endülüs’e geçen es-Seklebî de başarılı olamadı.
Önce Barselona valisi Süleymân b. Yakzân’a haber gönderek bu konuda
kendisiyle ittifak yapmak istedi. Fakat Süleyman hem teklifini reddetti, hem de
onunla savaşarak kendisini büyük bir bozguna uğrattı. Bunun üzerine
es-Seklebî, güney sahillerinde Tudmir’e gitti. Orada da, saltanatını
yıkmaya geldiği Abdurrahman tarafından sıkıştırıldı;
ve nihâyet, Belensiye (bugünkü Valancia) taraflarında sığındığı
kayalıkta yakalanarak kafası kesildi.
H. 163.
senede, Emîr Abdurrahman’ın Şam’a giderek Abbasi Devleti’ni yıkacağı
haberi yayıldı. İşte Abdurrahman bu hazırlıklar içerisindeyken,
aşağıda göreceğimiz gibi, Barselona’da isyan çıktı,
ve o da bu projesinden vazgeçti.
Endülüs’te
durum öylesine karışmıştı ki, Abdurrahman siyasi birliği
temin etmede zorlanıyordu. Nitekim Endülüs’ün kuzey bölgelerinde,
ortadaki karmaşadan yararlanmak isteyen, ve ellerinde biraz güç bulunan
hemen herkes kendi başına buyruk kesilerek, bağımsızlığını
ilân ediyordu. Hatta bu siyasi kaprisleri uğruna, Katolik Fransız
Kralı Şarlman’la ittifak bile kurdular[3].
Böyle bir ittifak, kendisine, “Tanrı’nın Kılıcı”
(glaive de Dieu)[4]
lakabını veren Şarlman’ın
da işine geliyordu[5].
Çünkü o, isyanlarla, bağımsızlık hayalleriyle karmakarışık
olan Müslüman Endülüs’ü tekrar birleştirip, güçlü bir devlet hâline
gelen Abdurrahman’ın durumundan çekiniyor, onun ortadan kaldırılmasını
istiyordu. Müslümanların da bu konuda ona destek vermeleri, onun için
bulunmaz bir fırsattı tabi. Özellikle Barselona’nın Müslüman
Valisi Süleyman b. Yakzân, Şarlman’la bu konuda sürekli temas hâlindeydi[6]. Bazı kaynaklar[7],
Şarlman’ın, yanlış bilgiler aldığı için Süleyman’la
ilişki kurduğunu yazıyorsa da, Endülüs’e gidip oradan Müslümanları
çıkarmak ve orayı Fransız egemenliğine almak onun en büyük
hayallerinden bir tanesiydi. Süleyman b. Yakzân bununla da kalmayarak, Fransız
Kralı Şarlman’la işbirliği yaparak onu Endülüs’e davet
etti; ve beraberce Sarakosta/Zaragoza üzerine yürüdüler[8].
Süleyman Fransız Kralından yardım isteyip, geldiği takdirde
şehri kendisine teslim edeceğini vadetti[9]. Süleyman gerçekten dediğini yaptı; ve
gelen Fransız Kralını hediyelerle karşıladı.
Tarihin garip bir cilvesidir ki Şarlman’ın tarafından da, Fransız
komutanlarından Ganelon, Müslümanlardan yardım istiyor,
onlarla ittifaklar kurmak istiyordu[10].
Süleyman’ın bu hareketi Sarakosta Emîri bulunan Ensâr’dan Sa’d b
Ubade’nin torunu Hüseyin el-Ensârî’nin zoruna gitti, ve Hüseyin
kahramanca şehri savunarak, Şarlman’ın ve Süleyman’ın
taarruzunu boşa çıkarttı. Bu yenilgiye huylanan ve geri dönmek
zorunda kalan Şarlman, Süleyman’ı tutuklayarak beraberinde götürdü.
Fransız tarihçisi Lévi Provençal[11]
ise, Fransa’da çıkan bir isyan üzerine Şarlman’ın kuşatmayı
kaldırdığını, dolayısıyla orada bir
yenilginin söz konusu olmadığını belirtir. Her halukarda
Frenk ordusu geri çekilince, hain Süleyman, yolda iki oğlu tarafından
kurtarılarak Sarakosta’ya geri getirildi. Sarakosta Emîri Hüseyin de,
Endülüs Sultanı olan Abdurrahman’a karşı olması şartıyla
onu şehre kabul etti[12].
Bunu
haber alan Emîr Abdurrahman, ordusunu toplayarak Sarakosta üzerine yürüdü.
O sırada Sarakosta Hâkimi Hüseyin, Süleyman’ı öldürtmüştü.
Emîr Abdurrahman, Sarakosta’yı teslim aldı, ve Fransa’nın güneyine
doğru ilerleyerek, yeniden bir çok yeri fethetti[13].
Fransa’nın güneyinde yapılan bu kanlı savaşlarda,
Fransız Kralının yeğeni Roland’da öldürüldü[14].
Fransız Edebiyatının ünlü destanlarından birisi olan “La
Chanson de Roland”, onun için yazıldı ki, bu destanda,
Roland’ın, öldürüldüğü sıradaki kahramanlığı
dile getirilmektedir[15].
Tarihler, Şarlman’ın, Sarakosta yenilgisinden sonra Fransa’ya doğru
çekilirken, Pirene Dağlarının en dar geçidi olan Roncevaux’da
pusuya düşürüldüğünü, Frenklerin bu beklenmedik baskın sırasında
çok büyük kayıplar verdiğini, hatta askerlerinin hemen tamamının
katledildiğini yazarlar[16].
Burada ilginç olan, baskında Müslümanlarla bugünkü Bask milletinin
ataları olan Vascon’ların beraber olmalarıydı[17].
Şarlman’ın yenilmesinden ve Fransa güneyinin bu şekilde
fethinin ardından Emîr Abdurrahman başkent Kurtuba’ya geri döndü[18].
Demek
ki bu isyancıların derdi İslâm değil, kendi dünyevi çıkarlarıydı
ki, Müslümanlara karşı gayrimüslimlerle ittifaklar kurabiliyorlardı.
Nitekim günümüzde de hep beraber aynı olayları yaşıyoruz.
Katalanya’nın
başkenti Barselona’dan geçince, bir Roland Şarkısı da biz
yazdik:
Roland
Şarkısı
Anlatanlar
oldu mu sahi?
“Pireneler”
diye bir şeyin var olduğunu?
Ne,
ve nerede olduklarını…
Ronsevo[19]
diye bir zirvesi olduğunu,
Kayalıklarında
Hangi
kuşların, gazellerin
Avlandıklarını…
Karlarının
altında
Sizinkine
benzeyen sümbüllerin bittiğini,
Şam
güzeli güllerin
Vadi
derinliklerinde sevgili beklediğini
Size
anlatan oldu mu dostlar?
Pireneler’in,
Patikalarında
iz sürdünüz mü
İsyancı
Süleyman’ın kim olduğunu görmek için?
İki
günlük dünya uğruna,
İnkâr
edip şerefini,
Ayakaltına
alan,
Hilâlden
kaçıp Salibe sığınan Endülüs haininin,
Şarlman’a
yaptığı
Tabasbus-ı
kelbiyeyi
Size
anlatan oldu mu dostlar?
İkbâl
uğruna,
Vali
kalmak için Barselona’da,
Kurtuba’ya
isyan eden bu Süleyman’ın
Endülüs’ü
işgal için
Küffârı
davetini,
Soysuz
köpekler gibi
Ayaklarına
kapandığını,
Ordusuna
lejyon olup
Küffâr
adına
Müslüman
Saragoza’ya saldırdığını
Size
anlatan oldu mu dostlar?
Saragozalının
Şarlman’a
darbesini,
Endülüs’ü
işgal hayallerini
Yok
ettiğini,
İmânın
küfre,
Galebesini,
Uşak
Süleyman’ın
Rezaletini,
Saragoza
savunmasının
Şanlı
destanını
Size
anlatan oldu mu dostlar?
Çıldıran
naralarla
Vadilerine
yuvarlanan insanların
Ne
için öldüklerini,
“Bask”
delikanlının
Müslüman
mücâhidle
Şarlman’ı
neden kovaladığını,
Ronsevo’nun
zirvesinde,
Korkunç
geçitlerinde
Nara
atıp can veren
Frenk
askerinin,
Kralı’nı
Yâni
Şarlman’ı lânetlediğini
Size
anlatan oldu mu dostlar?
Ronsevo
uçurumlarına akıp giden,
Birbirine
karıştıktan sonra,
Al
dereler oluşturan
Kırmızının
her tonundan kanların,
Hain
Süleyman’ın
Ve
de Şarlman’ın kaprisleri için aktığını,
Şarlman’ın
yeğeni Roland’ın,
Tüm
Frenk ordusuyla yok olduğunu,
Sonradan
Roland’a
Ağıt
yakıldığını,
“La
chanson de Roland”ı,
Destan
yaptıklarını
Size
anlatan oldu mu dostlar?
Roland’a
söylensin şarkılar
Lânetlensin
Şarlman’lar…
Ya
bizimkiler dostlar?
Saltanatlar
uğruna,
Ne
canlar fedâ oldu!
Ne
civanlar yok oldu
Ve
Endülüs Ağıtı’nı yazdıran,
Bu
“Saltanat belâsı” oldu…
İşte
dostlar!
Onlar,
Roland
için söyledi şarkısını
Bense,
Yosun
bağlamış yüreğime bir güneş insin diye
Adımlayarak
tarihi,
“Isırıcı
Saltanat”ın
Dünkü
ve bugünkü
Müslüman
kurbanına,
Roland’ın
şarkısını söyledim
Türkçe
Kürtçe
Arapça
versiyonuyla
|
|