|
Robarts
Library
Toronto,
9
Temmuz 2004
Bugün,
internetteki Web sayfamı yapan Uğur’la
birlikte Toronto Üniversitesine bağlı olan Robarts Library’e
gittik. 8-9 katlı olan binaya girer girmez, yâni giriş katında,
ayrı ayrı kabinlere yerleştirilmiş onlarca bilgisayar, ve bu
bilgisayarların her birinin başında çalışmakta olan öğrencilerle
karşılaşıyorsunuz. Kimi ders çalışıyor, kimi
de araştırma yapıyor.
Fazla
bir seremoniye gerek kalmadan, yâni herhangi bir kart, ya da hüviyet belgesi
vermeden, binanın dördüncü katına çıktık; ve orada boş
olan bilgisayarlardan birinin başına oturarak çalışmaya başladık.
Zamanım sınırlı olduğundan, sadece tarih ve dinlerle
ilgili kataloglara bakabildim. Kütüphane o kadar zengin ki, benim bütün
kitaplarımı bile bulmak mümkün…
Bu
zengin kitap koleksiyonu ile karşılaşınca, bir daha öğrenci
olasım geldi doğrusu… Araştırma yapmak isteyenler için
fevkâlade güzel bir ortam. Üstelik sunulan bunca hizmetin tamamı bedava.
Bir ara, “bizim yetkililer de lüzumsuz şeylerle uğraşmaktan
vazgeçip, böyle imkânlar hazırlasa, ve gençlerimiz kahve köşelerinde
pineklemeden kurtulsalar olmaz mı?” diye mırıldanmak istiyorum.
Fakat içimden başka bir ses diyor ki; “onların başörtüsü
gibi önemli bir sorunları var. Kırk senedir, ilmi hiçbir şey
yapma kabiliyetleri olmadığından,
milletin kıyafetiyle uğraşan bu güruh, elli sene daha bu
işi götürür… Çünkü İslâm ve Müslüman düşmanlığı
yapmak, onların sebeb-i varlıkları olsa gerek!”
İki
saat çalıştıktan sonra, gözüm arkada kalarak terk ediyorum Robarts
Library’i…
Royal
Ontario Museum (Ontario Kraliyet Müzesi)
Ontario,
Kanada’nın büyük eyaletlerinden bir tanesinin adı olup, merkezi
Toronto’dur. Yukarıda sözünü ettiğim kütüphaneden çıktıktan
sonra, Uğur’la birlikte Ontario Kraliyet Müzesi’ne gittik.
Müze’de, pek ümitli olmamakla birlikte, Kanada’ya ait bir şeyler görmek
istemiştim. Fakat ne gezer! Birkaç dinozor(!) iskeletinden başka,
Kanada’ya ait hemen hiçbir şey yok! Uzak Doğu’dan getirilmiş/kaçırılmış
Buda heykelleri, kristaller, seramikler müzeyi doldurmuş. İkinci
katta, dondurulup içleri doldurulmuş hayvan postları, boğa yılanları,
kuşlar, böcekler vs.
Üçüncü
katta Mısır bölümü var. Burada da tarihin o eski medeniyet
merkezinden kaçırılmış onlarca eser sergileniyor. Onların
hemen yanında, Roma dönemine, Avrupa topluluklarına ait heykeller,
silahlar, giysiler yer alıyor.
Müzenin
son bölümü Müslümanlara yer ayrılmış. İran’dan halılar,
çiniler, kılıçlar, zırhların sergilendiği bu bölümde,
Kur’an-ı Kerim’in güzel birkaç el yazması ile, minyatürlerle süslenmiş
bir Leyla ile Mecnun el yazmasına rastlıyorum. Osmanlılardan da
birkaç kılıç ve kamanın da yer aldığı müze,
Toronto’yu gezmeye gelenler için görülmeye değer bir mekân.
Müzeyi
gezdikten sonra Uğur’un kulağına şöyle fısıldamadan
edemiyorum:
-
Görüyor musun; bütün eserleri Doğu’dan çalmışlar! Kim
bilir Amerika Devleti, Irak’taki son işgal sırasında yağmaladığı
eserlerden kaç tane müze oluşturacak Amerika’da!
|
|