|
İsmail Collier: O bir yiğitti, yiğitler yanına göçüp gitti
Prof.
Dr. İhsan Süreyya Sırma -
3 Mart 2008
Ataları
Endonezya-Malezya taraflarından gelmişti; daha doğrusu getirilmişlerdi
Cape Town’a…
Hollanda
emperyalizminin, anlatılması güç vahşetiyle hüküm sürdüğü
asırlarda, Uzak Doğu’nun güney adalarının çoğu da
bu Avrupa ülkesi tarafından işgal edilmiş, insanlarının
çoğu köleleştirilmiş, milyonlarcası da soykırıma
tabi tutulmuşlardı. Sadece Java adasında 5 milyon Müslüman’ı
soykırıma tabi tuttuklarını hangi Müslüman biliyor ki?
İşte
o dönemlerde, yani 18. ve 19. yüzyılda, Hollandalı emperyalistler,
Uzak Doğu’daki Malay Müslümanların birçoğunu köleleştirerek
gemilerle önce Hindistan’a, oradan da, çiftliklerinde çalıştırmak
üzere Güney Afrika’daki sömürgelerine taşıdılar…
Kendileri için yeni bir dünya demek olan Güney Afrika’da köle statüsünde
olmalarına rağmen, Malay Müslümanlar ruhlarındaki hürriyet
duygusunu hiçbir zaman kaybetmediler; gizli gizli örgütlenmeye başladılar
sömürgecilere karşı çıkmak için. Aralarında, büyük Müslüman
lider ve âlimler de vardı ki, kendilerini köleleştirmiş
olanlara karşı olan esas örgütlenmeyi bunlar yapıyordu…
Mesela Şeyh Yusuf bunlardan bir tanesiydi[1].
Hollandalıların
Güney Afrika’yı İngilizlere terk etmelerinden (satmalarından
dememek için) sonra, Güney Afrika’daki bağımsızlık ve sömürüden
kurtulma mücadelesi daha da hızlandı. İngilizler zulmediyor, Güney
Afrikalılar direniyordu. Bu aşamada İngilizler, milyona yakın
insanı, sömürülmeye karşı çıkıyorlar diye
katlettiler. Âh bu İngilizler! Dünya düzenini kendi lehine bozmayı
ilke edinmiş insanlar… Bugün hâlâ dünyanın birçok yerini sömüren
İngilizler değil midir dünyanın baş belası olan
Amerika’yı doğuran; onu, emperyalizmin haram sütüyle besleyen?
1970-80’li
yıllarda İngiliz emperyalizmine karşı olan başkaldırma,
Mandela hareketine dönüşerek büyüdü ve uluslar arası bir sorun hâline
geldi. Hareketin başı olan Nelson Mandela ve arkadaşları
tutuklanarak, o gün için dünyanın en vahşi hapishanesi olan Robben
Island adasındaki tutuklama kampına götürüldüler.
Mandela’nın
hücre komşusu bir Müslüman’dı. Ve bu Müslüman mücahid,
Kur’an’dan, zulme karşı mücadeleyi anlatan ayetleri Mandela’ya
anlatıyor, onu motive ediyordu.
Hz.
Peygamber(s.a.s)’in buyurduğu gibi, zulüm devam etmedi ve Güney Afrikalılar
gösterdikleri büyük mücadele sonunda bağımsızlıklarını
elde ettiler. Robben Island denen bu adadaki hapishane de, tıpkı Fransız
devriminde basılan Paris’teki Bastille gibi o da basıldı
ve orada tutuklanmış olan Güney Afrikalı mahkûmlar Cape
Town’a getirildi. Böylece Güney Afrika bağımsızlığına
kavuştu.
Aradan
birkaç sene geçmişti. 1998 yılıydı; henüz Viyana’ya
gelmemiş, İstanbul’da ikâmet ediyordum. Bir akşam telefonum çaldı.
Telefonun öbür ucundaki şahıs, selam verdikten sonra İngilizce
olarak konuşup, İslâm Tarihi konusunda konferanslar vermek üzere
beni Güney Afrika’ya davet etti. Daveti kabul ettim ve Cape Town’a gittim.
Güney Afrikalı Müslümanlar bizleri VIP salonunda kabul ettikten sonra,
beni, adı İsmail Collier olan bir matematik hocasının evine
götürdüler. Muhtemelen güvenlik gerekçesiyle bizi otelde değil, evde
konuk ettiler. Böylece İsmail’le dost olduk ve sık sık İstanbul’da
bir araya geldik.
Afrika
100 m. sürat koşusu şampiyonu olan İsmail, sadece Güney
Afrika’daki Müslümanlarla değil, bütün dünya Müslümanlarıyla
ilgileniyordu, nerede yardım gerekiyorsa oraya koşuyordu.
En
son geçtiğimiz aylarda İstanbul’da yapılan uluslar arası
Kudüs toplantısında bir araya geldik. Evimize konuk olmuş, bütün
ailemizi samimi olarak Cape Town’a davet etmişti. Sonra o Cape Town’a,
ben de Viyana’ya döndük. Sık sık telefonlaşıyorduk.
Ve
bu sabah, yâni 29 Şubat 2008 Cuma sabahı acı haberi oğlu
Mikail verdi:
-
Babam dünyasını değiştirdi!
İsmail
Collier, vefat etmiş, o çok sevdiği Rabbine kavuşmuştu.
Mikail’in bana anlattığına göre, cenaze namazı, Cape
Town’daki Masjid Aqsa’da kılınmış. Rahmetli İsmail
beni bu camiye götürmüş, orada İngilizce vaaz etmiştim Afrikalı
Müslüman kardeşlerimize…
İsmail
bir yiğitti…
O
bir yiğitti, yiğitler yanına göçüp gitti…
Allah
sana ve senden önce vefat etmiş olan bütün Müslümanlara rahmet etsin.
Amin.
Nezir
Amca da göç etti Dâr-i Bekâ’ya
İsmail
Collier’le ilgili satırları daha yeni bitirmiştim ki, kardeşim
Fikret Sırma’dan, arkadaşımız Ali Kemal Temizer Bey’in
muhterem babası Nezir Amca’nın vefatına dair olan mesajını
aldım. Nur içinde yatsın Nezir Amca.
Nezir
Amca Malatya’da, özellikle 80’li yıllarda gençler üzerinde hayli
etkisi olan, İslâm’dan asla taviz vermeyen, hatta bu konuda radikal olan;
birçok üniversite hocasından daha çok okuyan, tipik bir Malatya münevveriydi.
Okurdu, okuturdu… Erzurum’dan Malatya’ya her gidişimde onu görür,
tenkidlerini dinlerdim. İslâm’a lakayt olmalarından dolayı, Müslümanların
durumuna çok üzülürdü. Öylesine ki, onun vefat haberini aldığımda,
“mutlaka Nezir Amca, Siyonist İsrail’in Gazze’de öldürdüğü
masum bebeklere; dünyanın şurasında burasında birbirlerini
katleden Müslümanların “ulusçuluk”larından, sekülerleşmelerinden
dolayı İslâmî hassasiyetlerini kaybetmiş olmalarına
dayanamadı ve ruhunu teslim etti Rabbine” diye düşündüm…
Allah
taksiratını affetsin, ona rahmet eylesin.
Başta
onun oğlu değerli öğrencim Ali Kemal olmak üzere diğer çocuklarına
ve akrabalarına baş sağlığı diler, Allah’ın
rahmetine ermesini niyaz ederim.
|