|
İnançsızlık dininin müsamahasızlığı
Prof.
Dr. İhsan Süreyya Sırma -
18 Mart 2006
Yeryüzündeki dinler, sayılamayacak
kadar çoktur. Ve sayıları binleri aşan bu dinler içerisinde,
tek doğru olanı, “İslâm” dinidir. O İslâm Dini
ki, Hz. Âdem’le başlamış, Hz. Nuh’la, Hz. Hûd’la, Hz.
İbrahim’le, Hz. Lût’la, Hz. Musâ ile, Hz. İsâ ile ve nihâyet
Hz. Muhammed(s.a.s)’le gelmiş olan dindir. Allahu Te’âlâ kendi
emirlerini ihtivâ eden bu dini, son Peygamber Hz. Muhammed(s.a.s)’le kemâle
erdirmiş, ona son şeklini vermiştir.
Bu
son şekliyle İslâm, insanları inanıp inanmama konusunda
serbest bırakmıştır. Hz. Muhammed(s.a.s), ve ondan sonra da
ona inanmış olanlar, tebliğlerini yaparlar; dileyen inanır,
dilemeyen de inanmaz. Fakat inansa da, inanmasa da, ölümcül olan biz insanların
tamamı, inancımızın, ya da inançsızlığımızın
hesabını vereceğiz Yüce Yaradan’a:
“De
ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.”
Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları
kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat
edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp
kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir!
Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir”(K.K. Kehf Sûresi, 29).
“Dinde
zorlama yoktur. Çünkü artık doğruluğun ve sapıklığın
ne olduğu iyice ortaya çıkmıştır. O halde kim tâğûtu
(Allah’a ve O’nun hükümlerine karşı olanı) tanımayıp
Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır.
Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir”(K.K. Bakara Sûresi,
256) mealindeki meşhur ayet-i kerimede de gördüğümüz gibi, Allah
hiç kimsenin dine girmesi hususunda zorlanamayacağını emretmiştir.
Fakat aynı zamanda, O’na
inanmayanların Âhiret’te büyük azapla azaplandırılacaklarını
da bildirmiştir.
Dolayısıyla
Müslüman, gayrimüslime tebliğini yapar, gayrimüslim isterse inanır,
isterse inanmaz. Hesabı ise Allah’a kalmıştır.
“İnançsızlık
dinleri”nde, yâni Allah’ın emrettiği din dışında
olan dinlerde ise durum tamamen farklıdır: Bu batıl dinlerde
kendileri dışında olanlara baskı vardır, şiddet
vardır, zulüm vardır! Ve başkalarının inançlarına
saygı duymamak esastır!
Örneğin
medyadan öğrendiğimize göre bazı Batı ülkelerindeki Müslümanlar,
homoseksüelliği kabul etmedikleri takdirde, o ülkelerden çıkarılacakları
şeklinde tehdit edilmektedirler! Yâni Müslümanlara şunu söylüyorlar:
-
Sizin dininizde homoseksüellik, lezbiyenlik yasaktır/haramdır.
Siz bu konuda kendi dininize değil, bizim, temeli inançsızlık
olan dinimize tabi olacaksınız! Kısaca bizim yaptığımız
her türlü melaneti kabul edecek, benimseyeceksiniz!
Ya
da Türkiye’de, kendilerini laik ve demokrat diye tanımlayan etkili ve
yetkili birileri, çok açık ve net olarak, demokrasilerinin Müslümanlara
uygulanma şeklini şöyle tarif ediyorlar:
-
Türkiye’deki insanların %90’ı ülkenin İslâm yasalarına
göre idare edilmesini isteseler, ve de bu isteklerini, demokratik bir şekilde
yapılan seçimlerde dile getirip, aynı oranda, yâni kullanılan
oyların %90’ını kazanarak ifade etseler bile, biz kendi arzularımıza
göre kurduğumuz sistemden/dinden başkasını asla kabul
etmeyiz; bunun için asarız, keseriz! diyebiliyorlar!
İşte
“çağdaş dayatma”, “çağdaş zulüm”,
“çağdaş inançsızlık dini” buna diyorlar.
Bazıları
ise, bu inançsızlık dinlerini, Din adına tatbikat alanına
koyuyorlar ki, dünyayı kana bulayan ABD yönetimi, bunun baş aktörlerinden
biridir.
Bush,
Hz. İsâ adına savaştığını, din savaşı
yaptığını, Haçlı seferleri başlattığını
ilân ederek Afganistan’a, Irak’a vurmaya başladı. Oysaki onun adına
hareket ettiğini söylediği İsâ, İncil’de şöyle
sesleniyor Bush’a ve onun gibi Tanrı adına insan kesenlere:
“
‘Göze göz, dişe diş’ dendiğini duydunuz. Ama ben size
diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza
bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. Size karşı
davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da
verin”(Kitab-ı Mukaddes, Matta, V, 38-40).
Şimdi
soruyoruz:
-
ABD Başkanı Bush kendisi adına savaştığını
söylediği İsâ’nın mı, yoksa Şeytan’ın mı
emirlerini dinliyor, tatbik edip insan kesiyor, çocukları sakat bırakıyor,
kadınlara tecavüz ediyor, ülkeleri yakıp, yıkıyor?
İnançsızlık
dini mensuplarının böyle davranmaları doğal! Çünkü tarih
boyunca hep böyle yaptılar, bazen dinlerle savaştılar, bazen de
dinleri kendi ihtiraslarına alet ettiler.
Biz
Müslümanlar için önemli olan husus, bu inançsız güruhun mülevves
sadizmlerine alet olmamaktır! Bir mümin için, iki günlük dünya
menfaati uğruna katillerle işbirliği yapıp, Allah rızasından
mahrum kalmanın bir anlamı var mı? Allah(c.c) şöyle
buyuruyor:
“Sakın,
Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları
ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. O gün
başlarını dikerek (çağırıldıkları yere
doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün
ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar
bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden
gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz,
sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” “Kendilerine
zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise
size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.” Onlar gerçekten
tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar
yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah
onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden
cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir,
intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere
dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne
hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları
zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini
de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını
vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah
olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar
diye insanlara bir bildiridir.(K.K. İbrahim Sûresi, 42-52).
|
|