|
Endişe verici ziyaretler
Prof.
Dr. İhsan Süreyya Sırma -
13 Aralık
2005
Şu
son günlerde, dünya için en tehlikeli olan kişiler Türkiye’ye gelip
gitmekteler.
Amerika’nın
çıkarları için dünyanın neresine müdahale edilmesi
gerekiyorsa, yapılacak olan harekâta, Türkiye’yi ziyaret eden bu
adamlar karar veriyorlar… Bu adamlar, Irak’ı işgalleri sırasında
30 000 sivil Müslüman’ı katlettiklerini itiraf eden kimseler… Fakat
verilen bu rakamı birkaç misliyle çarpmak lâzımdır.
Her
ne ise, Afganistan’da, Irak’ta Müslüman katliamı yapmış
olan bu caniler, şimdilerde başka bir İslâm ülkesinde de aynı
katliamları, belki daha da büyüklerini gerçekleştirmek istiyor, ve
bunun için bahaneler üretmektedirler.
Bu
yapılanlar, onların emperyal asli görevleri olduğundan, yâni dünyayı,
özellikle de İslâm dünyasını sömürmek için istedikleri
yerlere müdahale edip işgal etmek, insanlarını öldürmek, casus
uçaklarla istedikleri ülkede masum insanları kendi çağdaş işkenceleriyle
sığaya çekmek, onların kolonyal vasıfları olduğundan,
tavırlarına şaşmamak gerek. Çünkü onlar bunu hep yaptılar,
ve de yapacaklar!
Bizim
için önemli olan, onlara bu iğrenç desiselerinde ortak olmamak,
yapacakları cinayetler için, onların mülevves ellerini sıkmamaktır!
Yukarıdan
beri “onlar” diye zikrettiğimiz CIA ve FBI patronları,
herhalde şu soğuk kış günlerinde Türkiye’yi yönetenlere
âşık olduklarından gelmediler Türkiye’ye!
Bu
zevat, başta Başbakan olmak üzere, istedikleriyle görüşüyorlar;
onların zaten gizli olan uçakları, daha da gizli yerlerde korumaya alınıyor?
Basından
izleyebildiğimiz kadarıyla bu adamlar, “İslami terör”le
mücadele edebilmek için Türkiye ile işbirliğine gelmişler. Türkiye’ye
de buna mukabil bir şeyler vereceklermiş…
İmdi;
1)
Amerikalılar dünyanın şurasında-burasında yapılan
terör hareketlerinin suçunu Müslümanlara yükleyip, “İslami terör”
yaftasını uydurdular. Meş’ûm 11 Eylül hareketinden sonra yapılanları,
bizzat bu yaftayı Müslümanlara yamamaya çalışanlar yapmış
olmasın? Çünkü bizzat Batılı yazarlar bu düşünceyi dile
getirip, yapılanlardan CIA ve onun yan kuruluşlarını sorumlu
tutuyorlar… Kısaca, Amerika kime terörist derse, gerçekten o terörist
midir? Yoksa Amerika’nın saldırmak için “düşman üretme
çabaları”nın bir ürünü müdür? Zira Amerikan siyasetini
benimsemeyen ve onun Orta Doğu’daki yandaşlarını
desteklemeyen her Müslüman, CIA ve onun Orta Doğu versiyonunca/versiyonlarınca
teröristtir!
2)
CIA, yâni Amerika, Türkiye’den alacaklarına karşı ne
kadar bilgi verecek, verilen bilgilerin doğruluğunu kim denetleyecek?
Çözümünü teklif(!) ettiği/edeceği problemleri bizzat kendisi
programlamadı mı nitekim?
3)
Amerika, şu ya da bu Müslüman ülkeyi, “terörist” ilân
edip saldırır ve bu saldırısına Türkiye’yi ortak
ederse (âlet ederse dememek için), bu karanlık ortaklık gereği
Türkiye yetkilileri de, hedef Müslüman ülkeye saldırma emrini
verirlerse, bunun İslâmî ve insanî sorumluluğunun hesabını
Allah’a ve Allah’ın kullarına nasıl verecekler?
4)
Müslüman dünyanın heyecanla izlediği T.C. Hükûmeti’nin
tavrı, bu bağlamda bir şahsiyet sınavı olacaktır!
Tıpkı “İslâm düşmanları”nın zoruna
giden 1 Mart tezkeresinin reddedilmesiyle kazanılmış olan
şahsiyet gibi. Türkiye’yi yönetenler, ya Amerika’nın isteklerine
boyun eğip, büyük bir suça/günâha ortak olacaklar, ya da büyük
siyaset yapıp, mazlumun yanında olarak tarihe şerefli bir yaprak
açacaklardır!
5)
Bilelim ki tarihin hiçbir cinayeti gizli kalmıyor, bir gün bu cinayeti
yapanların yüzüne şamar olarak iniyor. Fransız generali Aussaresses’in,
hatıralarında[1], 4 Kasım 1956 günü Mısır’ı
bombalayan uçakların Türkiye’den kalktığını okumak,
bir Müslüman için ne kadar acı? İki günlük dünya için değer
miydi zalimlerin safında yer almaya.
6)
Tarih göstermiştir ki Amerika, kendi çıkarları için kullandığı
herkesi sonradan harcamıştır. Bir zamanlar Uzak Doğu’da
Amerika hizmetinde bulunan Filipin’in diktatör Başkanı’na ABD
tarafından altın diye verilen madalyaların tamamı sonradan
teneke çıktı. Hem Amerika, kendi çıkarları için ürettiği
problemleri neden çözsün ki? Meğerki işin sonuna gelinmiş
olsun!
7)
Mazlumların âh’ını ve de bedduasını almaktansa,
onların dualarını almak daha evlâdır. Tarih sahifelerinde,
zalimlerin yanında zikredilip lânetlenilmektense, mazlumun yanında
zikredilip rahmetle anılmak daha güzel değil mi? Allah ferman
buyuruyor:
“Zulmedenlere
meyletmeyiniz! Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka
dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez”[2].
|