|
DARÜ'N-NEDVE
Kabe'nin
tam karşısına gelen yerde parlamento vardı,
yani «Darü'n-Nedve». «Makam-ı Hanefi» de
burada bulunuyordu. Yani Suudilerden evvelki Osmanlı
imparatorluğu döneminde dört mezhep imamının,
yani Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli'nin, Kabe'nin
dört tarafında makamları vardı. Zamanla
hacıların sayısı arttığından,
tavafı kolaylaştırmak için, bu makamlar
yıktırılmıştır. Tarihçiler
Makam-ı Hanefi'nin olduğu yerde, Darü'n-Nedve'nin
olduğunu belirtmektedirler.
Darü'n-Nedve,
Mekke Şehir Devletinin parlamentosu niteliğinde
idi. Mühim meseleler olunca, burada toplanılıyor
ve umumi müşavere yapılıyordu. Bu evin
daha başka kullanma yönleri de vardı. Dışarıdan,
Mekke'ye bir kervan gelecek olursa Darü'n-Nedve'de
durur ve Mekkeliler gelip bunlarla konuşur, alışveriş
yaparlardı.
Geceleri,
yabancılar olsun, Mekkeliler olsun, Darü'n-Nedve'de
toplanırlar ve bugün kulüplerde yapıldığı
gibi, orada konuşurlardı. Hatta «Darü'n-Nedve»
aynı zamanda şehrin tiyatrosu niteliğindeydi.
Çünkü, tarihçiler burada, bazen birisinin ayağa
kalkıp hikayeler anlattığını
nakletmektedirler. Bunlar gerçek hikaye olmayıp,
masallardı. Kur'an-ı Kerîm de bundan
bahsetmektedir. «Geceleyin de (Cemaat halinde ve
Beyt'in etrafında) hezeyanlarda bulunuyordunuz»
(Şu'ara süresi, 67). Çünkü ayette geçen «Samir»,
geceleri masal anlatan kimse demektir, ikinci kelime
olan «Tehcurün» ise, edepsizce fuhüşattan
ve zevk-i selimi rencide edecek şeylerden konuşulurdu
ki bu durum, bugün
olduğu gibi, o zaman da bazı insanları
rahatsız ediyordu.
Darü'n-Nedve'de
yapılan başka bir merasim de şuydu:
Herhangi bir kız buluğa erdiği zaman Darü'n-Nedve'ye
getiriliyor ve ona yeni bir elbise giydiriliyordu. Bunun
manası şuydu:. «Bu kız artık
buluğa erdi. Bununla evlenmek isteyen evlenebilir».
Bu merasim herkesin gözü önünde cereyan etmekteydi.
Hz.
Peygamberimize ait şöyle bir olay nakledilir. Hz.
Hatice, Zeyd b. Harise'yi köle olarak satın
alıp Hz. Peygamber'e hediye ettikten sonra, Zeyd'in
babası, yani Harise Mekke'ye gelip, oğlunun
Hz. Peygamber'de olduğunu öğrenmiş ve
O'nu satın almak istemişti.
Hz.
Peygamber, Zeyd'in başından geçenleri yani
O'nun çalınıp
satıldığını, kendisinin büyük
bir kabile reisinin oğlu olduğunu öğrendiğinde
üzülmüş, bunun için de onlara iyilik yapmak
istemişti.
Hz.
Peygamber, Harise'ye şöyle dedi: «Zeyd'e
karşılık sizden para alma yerine, Zeyd'i
getirip kendisine soralım. Sizinle gelmek isterse,
bedelsiz olarak gelsin, serbesttir. Gelmek istemezse
istediğini yapsın». Zeyd getirilir ve
sorulduğunda babasını tanır, «Bu
babamdır» der. Hz. Peygamber Zeyd'e: «Babanla
gitmek istiyor musun?»dedi. Zeyd; «Hayır» dedi
ve ilave etti. «Ben sende öyle bir kibarlık gördüm
ki, bu seni babama tercih ettirdi, bunun için, senin
yanında köle olmayı, kabilemde şef
olmaya tercih ederim.» Bunun üzerine babası üzülerek
ve fakat oğluna iyi muamele
yapıldığından emin olarak kabilesine
döndü.
Zeyd'in
bu cevabı, bizzat Hz. Peygamber'e çok dokundu.
Zeyd'in elinden tutup, Kabe önüne götürdü ve
herkesin yanında O'nu azad ettiğini ve
kendisine evlatlık olarak
aldığını ilan etti. Bu son cümle
konumuzu ilgilendirir. Bu olayda şu ana kadar
belirttiğimiz özelliklerin yanında. Kabe
önünde,
kölelerin azad edildiğini ve evlatlıklar
alındığını görüyoruz.
Hz.
Muhammed Peygamberlik görevini alınca, bunu ilan
ediyor ve tek olan Allah'a tapmayı, ellerinden ne
iyilik, ne de kötülük gelen putlara tapmamayı söylüyor.
Fakat bilindiği gibi müslümanlara karşı
hemen zulüm ve işkence başlıyor; müslümanların
Kabe önünde ibadet etmeleri, Mekke'li müşrikler
tarafından yasaklanıyor. Başlangıçta,
Hz. Peygamber ve müslümanlar günde iki defa (sabah,
ikindi) Kabe’ye gidiyorlar, ibadetlerini
yapıyorlardı. Mîraç'tan sonra ise namaz, günde
beş vakit olarak kılınmaya
başlanmıştır.
Mekke'lilerin
zulmü müslümanlara, Kabe önünde namaz
kılmayı yasakladığında Hz.
Peygamber, ashabından biri olan Erkam'ın
evinde namaz kılmaya başladı.
Erkam'ın evi Kabe'ye yakın, Safa tepesinde idi.
Hz. Ömer müslümanlığı kabul edince,
Hz. Peygamber'le bu evde
karşılaşmıştı.
Darü'n-Nedve'de
yapılan başka bir merasim de şuydu:
Herhangi bir kız buluğa erdiği zaman Darü'n-Nedve'ye
getiriliyor ve ona yeni bir elbise giydiriliyordu.
Bunun manası şuydu:. «Bu kız artık
buluğa erdi. Bununla evlenmek isteyen evlenebilir».
Bu merasim herkesin gözü önünde cereyan etmekteydi.
Hz.
Peygamberimize ait şöyle bir olay nakledilir. Hz.
Hatice, Zeyd b. Harise'yi köle olarak satın
alıp Hz. Peygamber'e hediye ettikten sonra, Zeyd'in
babası, yani Harise Mekke'ye gelip, oğlunun
Hz. Peygamber'de olduğunu öğrenmiş ve
O'nu satın almak istemişti.
Hz.
Peygamber, Zeyd'in başından geçenleri yani
O'nun çalınıp
satıldığını, kendisinin büyük
bir kabile reisinin oğlu olduğunu öğrendiğinde
üzülmüş, bunun için de onlara iyilik yapmak
istemişti.
Hz.
Peygamber, Harise'ye şöyle dedi: «Zeyd'e
karşılık sizden para alma yerine, Zeyd'i
getirip kendisine soralım. Sizinle gelmek isterse,
bedelsiz olarak gelsin, serbesttir. Gelmek istemezse
istediğini yapsın». Zeyd getirilir ve
sorulduğunda babasını tanır, «Bu
babamdır» der. Hz. Peygamber Zeyd'e: «Babanla
gitmek istiyor musun?»dedi. Zeyd; «Hayır» dedi
ve ilave etti. «Ben sende öyle bir kibarlık gördüm
ki, bu seni babama tercih ettirdi, bunun için, senin
yanında köle olmayı, kabilemde şef
olmaya tercih ederim.» Bunun üzerine babası üzülerek
ve fakat oğluna iyi muamele
yapıldığından emin olarak kabilesine
döndü.
|
|