|
Hâlnâme
III
Bu ne devrân, bu ne seyrân, “soran kıtlığı” oldu,
Soran korkak, cevap yavşak; ortada kaypak kaldı.
Şiir gitti, umut bitti, ağlayan göz nerede?
Gönül gitti, aşk eridi, geride ihtiras kaldı.
Eğit, büyüt, ideal ver; meğer fideler çürük,
Fide gitti, kökü çöktü, ortada ham sırık kaldı.
Fidesi Bilderberk’te, Çınar defter imzalar,
Fide, Çınar yok oldu; elde fitnesi kaldı.
Ter ağlıyordu Çınar, istemezken o hâli,
Mason Fide’yi yedi; bizeyse, bir “âh” kaldı.
“Lâ havle” çekiyoruz, Fide’yle Çınarı’na,
Yıktılar ümitleri, geriye “hasret” kaldı.
N’olurdu nefis biraz, geri dursaydı amân...
Nefis davayı yedi; virâne miras kaldı.
Dava gitti, çıkar geldi; herkeste bir küskünlük,
Vahiy gitti, söylev geldi; geride bir “hiç” kaldı,
Hep dedik, hâlâ deriz; düşmanımız cehâlet,
Okumadık, söyledik; evlâda serâp kaldı.
Sanki Ayet “Okuma!” emrediyordu bize,
Unuttuk Kur’anı biz, “İkra” Hirâ’da kaldı...
Bu dava ne Çınar’ın, ne Fide’nin biliniz!
Bu dava hepimizin; umut duaya kaldı.
Çınar bizim, Fide bizim; onlar da bunu desin,
Tavizler yeter olsun; günlerimiz az kaldı.
Açın Kur’an, Sîret’i, artık figân günüdür,
Ecel gün gün geliyor; Mahşer’e çok az kaldı.
17 Mayıs 2003
|
|