|
Hâlnâme XIV
Viyana’da geceler
Terk edince dostlarım, dava arkadaşlarım,
Beni bağrına bastı, Viyana’da geceler.
Dava-mava yok oldu, çıkar kavgalarında,
Derdime sahip çıktı, Viyana’da geceler.
Kur’an okuyorlardı, hem şakirt hem mollalar,
Bana hakkı öğretti, Viyana’da geceler.
Müslümanlar bilmiyor, neye inandığını,
Gerçeği fısıldıyor, Viyana’da geceler.
Kahrolunca dünyanın, bunca rezaletine,
Teselliye koşuyor, Viyana’da geceler.
Başı örtülü kızlar, sıladan kovuldular,
Onlara melce oldu, Viyana’da geceler.
Yalnızlık zindanında, nefis emmâre olur,
Emmâreye gem vurur, Viyana’da geceler.
Dostlar nargile içer, “Red Dragon” yanında,
Dostlar olmazsa n’olur, Viyana’da geceler?
Merâmı ifâdede tıkanınca ilhâmım,
Kalemime ruh olur, Viyana’da geceler.
Daüssıla sarınca, bütün hücrelerimi,
Bana arkadaş olur, Viyana’da geceler.
Sevdiklerin hasreti, her yâda gelişinde,
Bana sevgili olur, Viyana’da geceler.
Ağladıkça İslâm’ın, garip serüvenine,
Acımı hep paylaşır, Viyana’da geceler.
Kara düşüncelerde, sığınak arar iken,
Kur’an’ı hatırlatır, Viyana’da geceler.
Huzurda durmak için, Kâbe’ye yönelişte,
Yaklaştırır Mekke’yi, Viyana’da geceler.
Musallat olup Şeytan, iğrenç iğvâlarıyla,
“Subhanallah!” dedirtir, Viyana’da geceler.
Herkes bir yol tutturmuş, hayatın mecrâsında,
Bize son menzil oldu, Viyana’da geceler.
|
|